Euro.Message madebycat

GEÇMİŞ SERGİLER

SOYUT Adnan Çoker - Burhan Doğançay - Ferruh Başağa

14.05.2009 - 16.06.2009

Galeri Işık Teşvikiye 14 Mayıs-11 Haziran 2009 tarihleri arasında Türk Sanatı'nın büyük ustaları Adnan Çoker, Burhan Doğançay ve Ferruh Başağa'nın eserlerine ev sahipliği yapıyor.

Sergiyle ilgili Sn. Elvn Tekcan görüşlerini şöyle iletti:

"Sanatçı yaratım sürecinde kendi dilini oluşturur, arar bulur ve özünden gerçekleşen yaratımıyla sanatsal kimliğini var eder. Bu uzun yolculuk, her an yeniden ve yeniden devinir, yaratma yolculuğunun sancılı sürek avına meydan okumayı seçmiş olan insanı hep taze tutan bir heyecanla. Sanatçının yaşama dair ayrıcalığı, sürecin içindeki dinamiğinde gizlidir. İşte bu yolculukta, sanatçının tek dinlence alanı kendini güvende hissettiği, sükunet bulduğu o özüne dair, o tanıdık bildik, kendiyle buluştuğu, beninin ifade ettiği, derdini anlattığı dilidir, gözünün görme biçimi, dilinin aracı olan izdüşümüdür, rengiyle, aldığı biçimle, iki ya da üç boyutta büründüğü kendini görünür kılan somut haliyle.

İşte, Burhan Doğançay, Adnan Çoker ve Ferruh Başağa isimlerini bir araya getiren ortak payda da bu dil buluşması, bu dil alışverişi, bu dil sohbetidir. Aynı kültürden ve aynı coğrafyadan beslenen farklı birey kimliklerinin, benzer var oluş derdiyle güdümlenen, farklı anlatımlarla dile dökülen, ancak soyut ve geometrik, iki boyutta çoklu boyut anlatımını izleyenine ileten sanatsal dilleri.

Türk Sanat'ının son yüz yıllık döneminde soyut resim anlatımı ile dünya sanatına eser üreten üç usta sanatçısının işleri bir arada izleyici ile buluşuyor bu sergide. Bu yan yana duruş, olağanüstü bir dinamiği de izleyen için imkanlı kılıyor, O'nu çarpıcı bir sanatsal alışverişin içine sürüklüyor. Renk, doku, biçim, boyutsal algı, perspektif, ışık, geometri ve düşünsel anlatım açısından birbirinden farklı bir dille bakan ve gören insanla iletişimini kuran eserler, izleyenini sanatçının yaratım sürecini sorgulamaya, anlamaya ve kavramaya kışkırtıyor.

Sadece birisi ile karşılaşmada oluşan dinamikten daha fazlası var burada, üçünün aynı mekanda birbiri ile konuşan ve alışverişte bulunan yaratımları, izleyeni de farklı bir algılama deneyimiyle yüzleştiriyor. Kaçınılmaz olarak, üç farklı dinamiğin ortasında bir medcezir oluşturuyor sergi, bir yaratım sürecinin sonucunun etkileşiminden diğerine savruluyor kavrayış ve paylaşımımız. Bu heyecan bizi biriyle karşı karşıya geldiğimizde sürükleneceğimiz sorgulama sürecinden daha geniş bir açılıma maruz bırakıyor.

Renk, biçim, perspektif ve boyut, her üç sanatçının eserinde farklı bir ayna tutuyor bizlere. Kiminde derinleşiyor, kiminde yakınla yüzleşiyor, kiminde renklilikle çeşitleniyor, canlanıyor, kiminde renksizlikte dinginleşip duruluyoruz. Bu içsel gel gitler an geliyor, bizi akıldan sezgiye savurup, içimizi dışa ters yüz edip, kaldırıp harmanlıyor, savurup, yerle bir ediyor, yeniden inşa etmeye zorluyor. Bu sanatsal izlemeler, olgun yaratımlarla karşılaşmalar, izleyeni kimi zaman günlük yaşama tutunmak, oyalanmak, bir çeşit uykuda, güvenle bildik zamansal akışa devam etmek konforundan koparıp, kışkırtıyor, rahatsız ediyor ve uyandırıyor. O andan sonra yaman bir yolculuk başlıyor, sanatçının kendi bireysel yolculuğunda daha önce göze alıp cesaret gösterdiği, meydan okuyup koyulduğu ve yürüdüğü, anlarda yol alıp, sonra da kendi yolunu anlattığı, izleyenin de gün gelip karşısına dikildiği bu diğer yolcunun yol serüveninin dilinde biçim bulup O'nunla buluşan sanatsal yaratımıyla yolunun kesiştiği bir başka birliktelikte.

İşte bu sergi üç ayrı kıdemli sanat yolcusunun, kendi olgun dilleri ile anlattıkları var oluş hikayelerinde, izleyeni aynı anda üç farklı ve güçlü dille buluşturup, darmadağınık edebilecek güce sahip zengin bir buluşma. Göze alıp, cesaret gösterip, buluşmak gereken değerli bir fırsat. Soru sormanın, cevap almanın, keşfetmenin keyfini yaşatacak bir deneyim vaadi…

Çoker, Doğançay ve Başağa'nın soyut anlatımındaki somut yaşamsal yolculuklar. Bir arada, bir birinden bam başka, zengin ve çok boyutlu bir iletişim imkanı sunuyor izleyebilenlere, izlemeye ve yola koyulmayı göze alanlara."

IMOGA'ya (İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi) ait koleksiyon, 123 yıllık geçmişi ile Türkiye'nin ilk eğitim vakıflarından biri olan Feyziye Mektepleri Vakfı'na ait Galeri Işık Teşvikiye'de 11 Haziran 2009 tarihine kadar sergilenecektir.